Yin - Yang (Yaruk - Kararıg)

taiçiDoğumlar ölümleri koşullar, ölümler doğumları hazırlar. Gece gündüze, gündüz zamanını doldurup geceye döner. Aydınlık ve karanlık birbirine yer verir. Kışı hep ilkbahar ve yaz izler, derken hava döner, sonbahar gelir ve yine ilkbahara yol açacak olan kışı olgunlaştırır. Bu gözlemler bize yaşamdaki her tür gelişmenin düz bir çizgide seyretmek yerine dairesel bir yörünge izlediğini, doğanın, hiçbir sürecin doğrusal gelişmesine olanak vermediğini, olaylar zincirinin döngüler şeklinde cereyan ettiğini gösteriyor. Gelişmeler dalga devinimindeki gibi önce yükselir, sonra alçalır, hemen ardından yeniden yükselirler. Her gelişme karşıt bir gelişmeyle frenlenerek ters yöne çekilir. Olayları hep iki temel karşıt güç dalga biçiminde devindirir. Antik zamanların düşünür ve bilimcileri yaptıkları doğa gözlemleri sonucunda olaylara yön veren bu iki evrensel unsuru farkettiler. Çinliler bu unsurları yin ve yang olarak adlandırdı ve bilimlerini bu çift kutuplu birlik öğretisinin üzerine kurdu. Bu antik öğreti evrendeki her varlığın kaynağını ve temel değişim ya da devinme biçimini tanımlayıp anlatmak amacıyla kullanılageldi.

yin-yangDaodan çıkan yin ve yang kendilerini her doğal gelişmenin iki karşıt yönü biçiminde ortaya koyarlar. Her zaman birlik içinde bulunan bu iki temel güç birbirlerine karşılıklı olarak baskın çıkma ve sınırlama girişiminde bulunurlar. Bu, her iki eğilimin de karşıt etkiyi ritmik aralıklarla sönümlemesi ve kendi yönüne çekmesi demektir. Böylece ortaya devingen bir denge çıkar, bir olayın yin aşaması sona yaklaşırken yang aşaması yükselir, yang aşaması sona yaklaşırken de yin aşaması yükselir. Bu oynama yin ve yangın sürekli ve yaratıcı bir denge arayışı olarak görülebilir. Bir aşama düşüş gösterirken diğerinin yükselmekte olması yin ve yangın birbirlerine dönüştüğünü de gösterir.

Değişim, dönüşüm devinimleri çatışma, karşı koyma, direnme gibi yıkıcı sonuçlara yol açmazlar, aksine her gelişme zamanını doldurunca giderken karşıt gelişme kendiliğinden sahneye gelir. Gelişmeler uyumla birbirlerine yer verir, bir anlamda birbirleriyle dans ederler. Dolayısıyla olayların doğal akışına yapılacak her tür girişim akışı bozarak uyumsuzluk, dengesizlik yaratır. Bunun sonucunda ise değişim dönemlerinin sertleşmesi, krizler, ani çöküş ve geçişler kaçınılmaz olur. Ancak bu tür dönemler sırasında buna neden olan girişimin kendisi de yarattığı sorunlu geçişin içinde eriyip gider. Geriye yalnızca alınacak ders kalır.